Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Çanakkale’nin Tarihi Yerleri

 

 

 

Afrodit Kaplıcası
Şifalı sularında derman aramaya gelenlerle dolup taşan Afrodit Kaplıcası, söylentiye göre Güzellik ve Aşk Tanrıçası Afrodit tarafından bulunmuştur. Güzellik Tanrıçası Afrodit, cüzzam hastalığına yakalanak güzelliği bozulunca, Tanrı Zeus tarafından yanından uzaklaştırılır. İda Dağın'da bir çoban tarafından kaynağın çıktığı mağaraya getirilir. Her gün 42" suda yıkanan Afrodit eski güzelliğine kavuşur. Tanrı Zeus, Afrodit'in eski güzelliğine kavuştuğunu görünce yanına çağırır. Ancak Afrodit, Zeus'un çağrısını kabul etmez ve dağda çobanlık yapan Paris ile evlenir.

Babakale
Adını sapip olduğu kaleden alan Asya'nın ucundaki fener Babakale, her geçen gün artan turist potansiyeli ile layık olduğu yeri almaktadır. Çanakkale'ye 115 km. mesafede bulunan kalenin kapısındaki kitabesinden anlaşıldığına göre, Rumi 1155 yılında yapılmıştır. Padişah III. Ahmet döneminde korsanlardan korunmak üzere Vezir Kaptan Mustafa Paşa tarafından yaptırılan kale önceleri Hirz-ül Bahir (Tılsımlı Kale)olarak anılmış, daha sonraları ise içerisinde bulunan Piri Reis'in tayfalarından Latif Babanın Türbesine izafeten "Baba Kale" ismini almıştır. Yolunuz, Babakale'ye düşerse bir gün, sakın yöreye has avcı bıçağını almadan gitmeyiniz.

Bigalı ve Nara Kaleleri
Boğazın Anadolu yakasında, Çanakkale'ye 5 km. uzaklıktaki Nara Kalesi ile Avrupa yakasındaki, Eceabat'a 5 km. uzaklıktaki Bigalı Kalesi, 1807 yılında İngiliz Donanmasının Boğazdan geçerek, İstanbul'u tehdit etmesi üzerine III. Selim zamanında yapılmaya başlanmış, ancak II. Mehmet devrinde tamamlanabilmişlerdir.
Nara Kalesi eski Abydos şehrinin eteğinde, Bigalı Kalesi de Sestos şehri yakınında kurulmuştur.
Nara Kalesi, cephane deposu, dış duvar ve gözetleme kulesi gibi kısımlardan oluşmaktadır. İç kale 9 m. yarıçapında dairesel bir bina olup, duvar kalınlığı 2 m. yüksekliği 9.5 m. dir. 26 merdivenle çıkılan terastaki 20 mazgal, genellikle denize hakimdir. Kalenin için 5 m. yarıçapındaki yarım kubbelerin meydana getirdiği bir alandır.

Dardanos Tümülüsü
Tarihçesi Troya'dan daha eskilere dayanan Tümülüs, Çanakkale'ye 11 km. uzaklıktadır. Koridor ön oda, mezar olmak üzere üç bölümden meydana gelen Tümülüs'te bulunan altı diadem, küpe, bilezik, gözyaşı şişesi, kandiller ve müzik aletleri bugün Çanakkale Arkeoloji Müzesinde teşhir edilmektedir.

Deniz Müzesi
Çanakkale Savaşları ile ilgili tabloları ile tanınan meşhur ressamımız M.Ali LAGA'nın eserleri sergilenmektedir.

Gelibolu Kalesi
Evliya Çelebi kayıtlarına göre; Gelibolu Kalesi, Avrupa kıyısında altı köşeli bir kale olup, traş edilmiş gibi dik ve kesik kayalar üzerinde kurulmuştur. 70 kulesi, güneybatısındaki demir bir kapısı vardır. Kale içinde, 300 kadar tek katlı ve iki katlı asker evleri ayrıca Kethüda, Topçubaşı ve Cebecibaşının konakları vardır. Cephanelikleri, ambarları, su sarnaçları, Hünkar Camii, İmam ve Müezzin evleri bulunmaktadır. Bizans devrinde onarılan kaleden

 bugün yalnız bir Burç görülmektedir.

Gülpınar

Ayvacık çevresinde kalıntıları bulunan antik eserlerden İlyada Destanı'nın birinci bölümünün geçtiği Apollon Smintheus Tapınağı, Gülpınar Beldemizde bulunmaktadır.

 Tapınak kalıntıları ve tapınaktan çıkan eserler buradaki müzede sergilenmektedir.. Dev sütunların parçaları nasıl birleştirilip üst üste getirildi? İnsan aklı almıyor.. Ya onlara, kim ve nasıl bir güç kıydı da yıktı... alınlardaki rölyeflerin parçalarını görenin, lanetler yağdırası geliyor.. Yağmacı yunan ordusu Troya savaşlarına giderken bölgedeki bütün yerleri yağmalar.. buradaki kadın ve kızları kaçırır... Kaçırılan kızların biride, Apollon Smintheus rahibi Chrses'in kızı Chiyseis'dir. Bölgede bulunan müzede Tapınağa ait rölyeflerde bu sahneleri görebilmek- teyiz... Kent Rahibi kızını kurtarmak için yunan ordusu komutanı Agamemnon'a çıkar, hediyeler verir, ama kızını geri alamaz... Rahip, Tanrı Apollon'a yalvarır, öfkelenen Apollon Yunan görebilmekteyiz...

Kent Rahibi kızını kurtarmak için yunan ordusu komutanı Agamemnon'a çıkar, hediyeler verir, ama kızını geri alamaz... Rahip, Tanrı Apollon'a yalvarır, öfkelenen Apollon yunan ordusuna fareler gönderir... başlayan veba salgınından yunan ordusu kırılır...

 

Agamennon Tanrı Apollon'a gelip yalvarır, gönlünü almak için kurbanlar keser, Rahibin kızını geri alır. Ancak fareler ekinlere zarar vermeğe başlar, Tanrı Apollon'a tekrar kurbanlar kesilir fareleri def etmesi istenir... Tanrı Apollon da onları yok eder... Bugün bu ünlü tapınakta Sayın Coşkun Özgünel tarafından restorasyon çalışmaları yapılmaktadır.

 

Troya
Mitolojiye göre Deniz Tanrıçası Thetis çok alımlı ve çok güzel bir Tanrıçadır. Kronos'un oğlu, Gök Tanrıçası Hera'nın kardeşi ve kocası, Tanrıların Babası ve Kralı Zeus ile Deniz Tanrısı Poseidon bile Thetis ile evlenmeyi çok istemektedirler. Masal bu ya kahinler Thetis'in doğuracağı erkek çocuğun babasından daha güçlü ve akıllı olacağını söylemişlerdir. İşte bu sebebdendir ki Tanrıların Kralı Zeus ve Deniz Tanrısı Poseidon, O'nu, Aikos'un oğlu Teselya Kralı Peleus ile evlendirmeye karar verirler... Olympos'daki şölenlere benzer bir şölen kurulur Pelion (Teselya) Dağında. Bütün Tanrılar ve Tanrıçalar eğlenmekte ve şarkılar söylenmektedir... Ancak, Nifak Tanrıçası Erins unutulmuştur bu görkemli şölene

davet edilmeye... Davet edilmediğine çok kızan ve şölen yerine gizlice gelen Erins, üzerinde "TANRIÇALARIN EN GÜZELİNE" yazılı bir altın elmayı şölen masanının üzerine geldiği gibi gizlice bırakır... Bir anda şölene katılanlar arasında huzursuzluk başlamıştır... Erins, adıyla mütenasip bir olayı başlatmış ve nifat tohumlarını saçmıştır.
İşte o nifak tohumlarıdır ki, yıllarca sürecek meşhur Troya Savaşları'nın başlamasına sebeb olmuştur mitolojiye göre...
Şölendeki huzursuzluğun had dereceye ulaştığını gören "Göklerde Gürleyen", "Bulutları Devşiren","Şimşekler Savuran", ve de başının bir işmarı ile Olympos Dağı'nı titreten Tanrıların Kralı Zeus,olaya müdahale etmek ihtiyacını duyar ve Gök Tanrıçası Hera, Zeka Tanrıçası Athena ve Aşk Tanrıçası Afrodit arasından bu seçimin yapılmasına ve seçimi de Olympos Dağı'nın en uzak bir bölümünde oturan, gene kahinlere göre büyüdüğünde ülkesinin başına büyük bir felaket açacağı bilinen, kurban edilmek üzere bir çobana teslim edilen, ancak çobanın merhametiyle ölümden kurtulan bir ölümlü yapacaktır... Tanrıların Babası Zeus böyle istemektedir... Bu ölümlü de, Troya Kralı Priamos'us oğlu Paris'tir. Ida (kaz) Dağı'nda herşeyden

habersiz sürülerini otlatmakta olan Paris'in karşısına çıkan bu üç Tanrıça O'na içlerinden hangisinin en güzel olduğunu sorarlar... Elmayı Paris'e teslim ederler. Paris için gerçekten çok zor bir seçimdir bu.. Çünkü üç Tanrıça da çok güzeldir... Paris kararsızlık içersinde iken Tanrıçalar O'nu etkilemek için belki de tarihin ilk rüşvetini teklif ederler... Gök Tanrıçası Hera, Paris'e kendisini seçtiği takdirde Asya'nın en güçlü Krallığını vaadeder.. Zeka Tanrıçası Athena ise O'nu dünyanın en bilge kişisi yapacağını.. Ama Aşk Tanrıçası Afrodit'in teklifi Paris için hepsinden daha cazibelidir... Afrodit O'na dünyanın en güzel kadınını vaad eder... Ve Paris, dünyanın en güzel kadınına sahip olabilme uğruna tercihi Aşk Tanrıçası Afrodit için kullanarak, biraz evvel kendisine üç Tanrıça tarafından teslim edilen Altın Elmayı Afrodit'e verir...Hera ve Athena, Paris'in kendilerini seçmediğine çok kızmışlardır ve Paris'in yanından ayrılırken Ondan bunun intikamını çok acı şekilde alacaklarına yemin ederler... Günler geçer aradan, önce Paris asıl ailesinin yanına döner ve günlerden bir gün bir vesile ile evine gittiği Sparta Kralı Menelaus'un genç ve güzel karısı Helana (Güzel Helen)'ya aşık olur ve Aşk tanrıçası Afrodit'in yardımı ile onu Troya'ya kaçırır... Bunu üzerine menelaos'un kardeşi Agamemnon ordusu ile birlikte Troya'ya saldırır... Ve işte Meşhur Troya savaşları başlamıştır artık... Nifak Tanrıçası Erins'in Pelion Dağında saçtığı nifak tohumları yeşermiş ve Akha'lılarla Troyalılara karşı karşıya getirmiştir. Tarihin en kanlı savaşları cereyan etmeye başlamıştır artık...
Yıllarca süren savaşlar sonucunda Akha'lılar, Troyalıları bir savaş hilesi yapmadan yenmenin mümkün olmayacağını düşünürler. Bunun üzerine içersine Akha'lı kahraman savaşçıların saklandığı bir Tahta At'ı, Troya'nın surlarının dibine bırakarak geri çekilirler... Akha'lıların kaçtığına kanaat getiren Troya'lılar Tahta At'ı içeri alarak eğlenmeye başlarlar... Şölen sarhoşluğu içersinde bulunan Troya'lı nöbetçiler, tahta At'ı içersinden çıkan Akha'lı savaşçılar tarafından öldürülür ve Troya'nın kapıları Akha savaşçılarına açılır... Sonuçta Troya Akha'lılarca işgal edilmiş Troya Kralı Priamos ve oğlu Paris, Thetis'in torunu Neoptelamos tarafından öldürülmüştür... Hera ve Athena ettikleri yemini tutmuş Paris'ten öçlerini almışlardır... Menelaos da karısı Helena'ya yeniden kavuşmuştur. Ünlü Ozan Homeros'un Destanlarına konu aldığı meşhur Troya Savaşları'nın cereyan ettiği topraklar, artık bugün ne bir mitolojinin yaşandığı ne de akıl almaz entrikaların çevrildiği topraklardır. Çanakkale'ye 30 kilometre mesafede bulunan bu

 

 

 

 

Assos


Çanakkale İli'nde bulunan yüzlerce antik yerleşme merkezlerinden birisi ama şu anda en önemlilerindendir. Assos (Behramkale)'un tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar dayanmaktadır. M.Ö. 1000 yıllarında Tespos (Midilli) adasından gelenler tarafından Aiol kolonisince kurulduğu bilinmektedir. M.Ö. VI Yüzyılda Lidyalıların ve Perslerin egemenliğine giren Assos, M.Ö.V. Yüzyılda birçok Batı Anadolu kenti gibi Attik Delos (Deniz Birliği)'a üye olmuştur. Büyük İskender'in Asya Seferi ile Makedonya hakimiyetine giren kent, İskender'in ölümünden sonra sırayla; Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans hakimiye- tinde kalmış ve I. Murat döneminde Osmanlı toprakları içerisinde yerini almıştır.

235 metre yüksekliğindeki Andezit taşlardan oluşan tepe üzerinde kurulan Assos Antik Kenti; Çin seddi kadar özenle yapılmış, yer yer yüksekliği 20 metreye ulaşan 8 kule il 12 değişik kapının yer aldığı yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrelenmiştir. Athena Tapınağı, Gymnasium, Agora, Hamam ve Tiyatro'nun bulunduğu şehir ile Antik Liman, Mendirek veAntrepo benzeri yapılardan oluşan Assos'da 1881 - 1883 yılları arasında ilk bilimsel kazılar J.T. Clarke ve F. Bacon'dan oluşan Amerikan heyeti tarafından yapılmıştır. Bu kazılarda çıkan eserlerin bir kısmı Louvre ve Boston

Müzelerine götürülmüş olup, yurdumuzda kalanlarında bir kısmı İstanbul Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.İlk kazıdan itibaren uzun yıllar kendi kaderine terk edilen Assos, 1980 yılında Restoratör Prof. Dr. Ümit SERDAROĞLU'nun gayretleri ile yeniden bilimsel kazı çalışmalarına sahne olmuştur. Bugün, kazılar Sayın SERDAROĞLU'nun başkanlığındaki bir kazı heyeti tarafından ciddiyetle yürütülmektedir. Hikaye bu ya; Assos Kralı Hermias'ın kız kardeşi Pythias'ın güzelliği dillere destandır...

Pythias'ı görenler O'nu bir daha akıllarından çıkaramamaktadırlar. Ünlü düşünür Aristo, Hermias'ın okul arkadaşıdır. Hermias, Aristo'yu Assos'a davet eder, bu davete icabet eden Aristo da, yemekte Pythias'ı görür görmez aşık olur ve yemekten içmekten kesilir, bunun üzerine Hermios, Assos'da bir okulaçtığı takdirde kız kardeşini Aristo'ya vereceğini vaadeder. Ve hikaye mutlu sonla biter, Aristo ile Pythias evlenir ve Felsefe Okulu kurulur. M.Ö. 348 - 345 yılları arasında Aristo burada Erdem'e Övgü isimli eserini hazırlar.Bugün yöre de, gerek konaklama kapasitesinde ve gerekse ziyaretçi kapasitesinde gözle görülür bir artış olmaktadır.

 

Çimenlik Kalesi
1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Boğazın en dar yerinde olup, karşısında bulunan Kilitbahir Kalesi ile Boğazı hakimiyet altında tutmasından dolayı büyük bir stratejik öneme haiz olan kalenin burçlarının 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamir ettirildiğini Evliya Çalebi'nin Seyahatnamesinden öğreniyoruz. (Seyahatname İstanbul 1315 ve 303) Çimenlik Kalesi, dış surlar ve iç kale olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dış surlar, 5 m, kalınlığıda, 100x15x m. ebadında olup, dikdörtgen şeklindedir. Kapıdan girişte, 15.5 metre yüksekliğinde, yumak biçiminde bir kulesi, bunun yanında 5x12 m. boyutlarında bir camisi vardır. Avluda aynı tarihlerde bir hamam yapılmıştır. İç

kalesi 29x44 m. boyutlarıyla ve 22 m. yüksekliğiyle kitlevi görünümdedir. İç kalenin duvarlarının kalınlığı 7 m. civarın- dadır. Taş bir merdivenle kaleye girilir. Kale dört katlıdır. İkinci katta, 5 m. çapında kubbeli 10 oda vardır. Kale dışında 25 cm. çaplı uzun menzilli iki adet sahra topu vardır. Tarihin- de daima büyük denizciler yetiştirmiş Türk Milleti'nin müm- taz denizcilerinden birisi olan Piri Reis'in ünlü kitabı Kitabı-ı Bahriye'sini yazdığı bu kale bir zamanlar Kale-i Sultaniye olarak anılmıştır.
Bugün halka açık müze olarak kullanılmaktadır.

 

 

Hasan-Mevsuf Şehitliği
Çanakkale Deniz Savaşları esnasında inanılmaz cesareti ile ün yapan Dardanos bataryası, Çanakkale'ye 12 km. uzaklıktadır. 18 Mart 1915 Deniz Savaşında şehit düşen Batarya Komutanı Üsteğmen Hasan ve Gözetleme Subayı Teğmen Mevsuf'un hatıralarına izafeten Şehitlik ve içindeki küçük Anıta Hasan Mevsuf Şehitliği adı verilmiştir. 1990 yılında Çanakkale Valiliği'nce restore edilmiş ve çevre düzenlenmesi yapılmıştır.

 

Kilitbahir Kalesi
Deniz kilidi anlamına gelen Kilitbahir Kalesi, boğazların kontrolü ve İstanbul'un emniyeti için Fatih Sultan Mehmet Tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır.Daha sonraları ihtiyaca göre genişletilmiş, kule ve tabyalarla takviye edilmiştir. 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından da onarılan kalenin ortasında yonca yaprağı şeklide bir iç kale ve yedi katlı kulesi vardır. İç kalenin etrafında çevre surları, sonradan ilave edilen Sarıkule, Mecidiye ve Namazgah tabyaları yer almaktadır. Kilitbahir kalesinin çevresi bir taraftan deniz,

diğer taraftan geniş ve derin hendeklerle korunmaktadır. Kale, ilk olarak 18 Mart 1915 Deniz Zaferi'nin 68. yıldönümünde ışıklandırılmış olup, o tarihten itibaren sürekli olarak ışıklandırılmaktadır.

Namık Kemal'in Mezarı
Bolayır'da Süleyman Paşa Türbesi bahçesindedir. Vatan Şairi Namık Kemal (1840-1888) beyaz mermerden sade bir mezarda yatmaktadır. Süleyman Paşa'yı çok seven Namık Kemal, vasiyeti üzerine buraya gömülmüştür.

Mezarın etrafında zincirlerle bağlı sekiz adet yuvarlak sütun, bir dairenin üzerinde sıralanmıştır. Mermer sandukanın fes, üzerinde ve yanlarında kabartma halinde geometrik motifler, önünde ise mezar yazıtı yer almıştır. Mezar üzerinde eski Türkçe ile "Elfatiha, Namık Kemal Bey merhumun kabridir. Veladeti 1256'da Tekirdağ'ında, vefatı 1306'da Sakız'da" yazılıdır.

(Bolayır’da oturan teyzeoğlu Süleyman & İbrahim’e sevgi ve selamlar, yaza görüşmek dilegiyle.)

Neandria
Ezine'ye bağlı Kayacık köyü üzerinde Çığrı dağındadır. Ezine'ye 27 km. uzaklıktadır. Yaklaşık olarak 1 kilometrekarelik bir alanda ve etrafı arkaik devir surları ile çevrili olan kalıntı, arkaik arkeolojinin önemli merkezlerinden biridir.

Nusret Mayın Gemisi
Çanakkale Savaşlarında büyük kahramanlıklar gösteren Nusrat Mayın Gemisi'nin maketi müze olarak düzenlenerek, 18 Mart 1982'de Çimenlik Kalesi içinde teşhire açılmıştır.


Gemi, 42 m. boyunda 7.5 m. genişliğinde olup, Çimenlik Kalesi'nin sahil şeridindedir.. Arka tarafından bulunan raylar üzerinde 18 Mart 1915'te kullanılan mayınlar bulunmaktadır. Geminin iç kısmında ise Çanakkale Zaferi ile ilgili eski gazete küpürleri, Nusrat Mayın Gemisi'ne ait seyir cihazları, Mayın Grup Komutanı Bnb. Nazmi AKPINAR'a ayrılmış şeref köşesi ve Gemi Komutanı Yzb. Hakkı'nın üniforması yer almaktadır.

  

Piri Reis Müzesi
Çimenlik Kalesi içinde bulunan Piri Reis Müzesi'de, Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye'sini yazdığı tarihten itibaren değişik tarihlerde çizdiği üç adet Çanakkale Haritası, Dünya Haritası, Piri Reis'i yaşadığı devre ait Bayrak ve Sancaklar, Osmanlı resim sanatı olan Manzaralı Resim Sanatının üstadı Nasuh Matrakçı'ya ait kitaplardan örnekler yer almaktadır. Doğum tarihi kesinlikle bilinmeyen büyük Türk Bilgini Kaptan-ı Derya, Piri Reis, 1465 - 1470 yılları arasında, Gelibolu ilçesinde dünyaya gelmiştir.
Bugün bile erişilmesi güç bir bilgiye sahip olan Piri Reis, meşhur Kitab-ı Bahriye (Denizlerin Kitabı) sini Çanakkale'de meydana getirmiştir.
1-5 Temmuz 1983 tarihleri arasında Çanakkale'de düzenlenen Piri Reis Haftası ve Sempozyumunda, Piri Reis'in Gelibolu'da tuttuğu notlarını, Çanakkale'de Kilitbahir ve Çimenlik (Sultaniye) Kalelerinde kitap haline getirdiği açıklanmıştır.

Sankrea
Ezine'ye 27 km. uzaklıkta Çığrı Dağı üzerinde bulunan antik yerleşme merkezinde büyük bir şato kalıntısı mevcuttur.

Süleyman Paşa Türbesi
Bolayır'da denize bakan bir tepede, şair Namık Kemal'in mezarı yanındadır. 1356 yılında Rumeli'ye ilk geçen Osmanlı Komutanı, Orhan Gazi oğlu, Rumeli Fatihi Şehzade Süleyman Paşa (1316-1358) için yapılmış bir türbedir. Kalın duvarları, kalın taş ve tuğla ile sıralıdır. Dört köşeli olup, kubbesinin kasnağında 4 pencere bulunmaktadır.

 

Troya   (Devamı)

topraklarda M.Ö. 3000 yılından bu yana geçmişini anılarını gözlerimizin önüne seren bir uygarlık kalıntısı bulunmaktadır. Her geçen gün, yüz binlerce insanın geçmişi tekrar yaşarcasına gezdiği Troya şehrinin kalıntıları insana "Keşke Svhlieman hazineleri bulmak uğruna burayı tahrip etmeseydi de siz Troya'nın arkeolojik kalıntılarını daha iyi inceleyebilme fırsatını bulabilseydiniz..." dercesine sessizce ziyaretçilerini beklemektedir.
Troya'da ilk sistemli kazılar, W.Dörpfeld tarafından başlatılmış ve bunu da 1923 - 1938 yılları arasında Prof. Carl Blegen'in kazıları izlemiştir. Bugün, Troya'da Çanakkale Valiliği'nce geniş kapsamlı çevre düzenlemeleri yapılmaktadır.

Blegen'in kazıları sonucu ortaya çıkartılan Troya'nın stratigrafisine göre M.Ö. 3000 ile M.S. 400 yılları arasında 9 değişik tabaka halinde yerleşme merkezlerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu yerleşme merkezlerini sıra ile inceleyecek olursak;

Troya-I (M.Ö. 3000-2500)
Anadolu Erken Tunç çağını yaşadığı dönemlerde, Kusura, Karataş, Beyce Sultan, Alacahöyük, Aslantepe, İkiztepe, Pulur, Köşkerbaba ve Troya I en önemli yerleşme merkezleri olarak görülmektedir.
Yukarıda sayılan tüm bu merkezlerin en tekamül etmişi Troya I dır. Duvarları balık sırtı biçiminde taşlarla örülmüş Megaron tipi evlerin bulunduğu Troya I. yerleşme merkezinde, Prof. Carl Blegen'in başkanlığındaki kazı heyeti tarafından üzerinde insan yüzü tasvir edilmiş bir kabartma bulunmuş olup, bugün İstanbul Arkeoloji Müzesindedir.

Troya-II (M.Ö. 2500-2000)
Troya I. in üzerinde kurulmuş olup, Orta Tunç Çağı Anadolu'sunun teokratik beylikleri tarafından yönetilen iki önemli merkezden birisidir. Troya I.de görülen Megaron tipi evlere Troya II. de rastlanılmaktadır. Homeros'un destanlarında sözünü ettiği Priamos'un hazineleri sanılarak maceracı Schlieman tarafından Almanya'ya kaçırılan ve İkinci Dünya Savaşına kadar Volkerkunde müzesinde sergilenen üç altın taç, atmış altın küpe, birçok altın iğne ve altın takı, on beş altın ve gümüş vazo, birçok altın yüzük ve saç tokası, bu küçük yerleşme yerinin sur duvarları arasında bulunmuştur.

Troya-III, Troya-IV ve Troya-V (M.Ö. 2000-1900)
Orta Tnuç Çağı Anadolusu'nun yerleşme merkezlerindendir. Troya I. ve II.nin uzantısı olmuşlardır.
Troya-VI (M.Ö. 1900-1300)
M.Ö. 1900-1300 yılları arasını yaşayan bu tabaka, 1893 yılında yapılan kazılarda meydana çıkarılmıştır. Bir yer sar- sıntısı sonunda yıkılmıştır. Şehir surları çok iyi korunmuştur.
Troya-VII (M.Ö. 1300-900)
M.Ö. 900-350 yılları arasını yaşayan bu tabaka fakir bir çağa aittir. Yunan şehirleri karakterini taşımaktadır.
Troya-IX (M.Ö. 350 - M.S. 400)
M.Ö. 350-M.S.400 yılları arasını yaşayan en üstteki

tabakadır. Burada Roma eserleri çok iyi korunmuştur.  Athena Mabedi'nin ve Tiyatro'nun kalıntıları bulunmak- tadır. Son yıllarda Tubingen Üniversitesinden Arkeoloji Prof. Sn. Manfred Korfmann tarafından yapılan kazı ve restorasyon çalışmaları Troya' ya yepyeni bir çehre kazandırmaktadır.

 

 

 

 

 

Alexandreia-Troas
Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos tarafından Antigoneia adı ile M.Ö. 310 yılında kurulmuştur.
Kent M.Ö. 4. yüzyıl sonlarına doğru Lysimakhos tarfından çevre şehir halklarının bu kente getirilmesi sonucu genişletildi ve bu tarihten sonra Alexandreai - Troas olarak anılmaya başlandı.
Antik kentte bulunan büyük yapı kalıntılarından tiyatro, saray, mabed, agora, hamam ve nekropol alanları ile şehrin batısındaki liman ve şehri çevreleyen surlar bugün gezilebilmektedir.
Bir zelzele sonucu yıkılan Alexandreia - Troas antik

kentinde henüz arkeolojik kazı yapılmamıştır. Antik Venedik şehrinin sütunlarının yapıldığı önemli bir merkezin kazılar sonucu aydınlığa çıkası dileğimizdir. Bugün bile Antik Venedik kenti için yapılan sütunları taş ocağında görmek mümkün.

 

 

Çanakkale Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji müzesinin girişinde yer alan birinci salonda; etnografik eserler, özgün Çanakkale seramikleri ile Helenistik ve Roma çağlarına ait taş eserler sergilen- mektedir.
İkinci Salonda; Paleolitik ve Neolitik devirlerden taş eserler, Troas Bölgesi Eski Tunç Çağı seramikleri, Truva I-VI dönemi eserleri ile Çan ve Yenice tümülüsle- rinde bulunan Hellenistik devre ait eserler yer almaktadır.
Üçüncü Salonda; M.Ö. 6.-5. yüzyıllara ait Assos eserleri ve seçkin sikke örnekleri bulunmaktadır.
Dördüncü Salonda; M.Ö. 6.-2. yüzyıllar arasına tarihlenen ve Dardanos tümülüsünde bulunan bronz, ahşap, seramik eserler ile altın takılar ziyaretçilere sunulmaktadır.

Dördüncü Salonda; M.Ö. 6.-2. yüzyıllar arasına tarihlenen ve Dardanos tümülüsünde bulunan bronz, ahşap, seramik eserler ile altın takılar ziyaretçilere sunulmaktadır.
Beşinci Salonda; M.Ö. 6.-2. yüzyıllara ait Bozcaada nekropol buluntuları ile su altı buluntuları olan amphoralar sergilenmektedir.
Altıncı Salonda; keramikten yapılmış eserler, bronz aletler ve çeşitli mermer eserler teşhir edilmektedir.

 

Hadımoğlu Konağı

17. yüzyılda Konya'nın Hadim Kasabasında gelerek, Bayramiç'e yerleşen Mustafa ve Ahmet isimli iki kardeş; burada tabaklık yapmaya başlamışlardır. Kısa bir sürede zengin olan kardeşler, zamanın Hükümetinden Bayramiç Sancaktarlığını almışlardır. Hadimoğlu Konağı, bu sancakta kardeşlerden kalan ve günümüze kadar fazla tahrip olmadan gelebilen en güzel sivil mimarlık örneklerinden biridir.
Binanın bazı yerlerinde Bayramiç ilçesine 14 km. uzaklıkta yeralan Kurşunlu tepe üzerinde Skepsiz Antik kentinden gelen mimari parçalar dekarasyon unsuru olarak kullanılmış- tır. İç ve dış cepheler tamamen resim, fresk, alçı süsleme ve ahşap oymalarla tezyin edilmiştir.1973 yılında, bina; varisler- den hazinece satın alınmış; bilahere Kültür Bakanlığı'na dev- redilmiştir.1996 yılında Bayramiç Kaymakamlığına tahsis edilen Konak, "Türk Evi Etnografya Müzesi" olarak Çanak- kale Valiliği'nce gösterime arzedilip, Bayramiç Halkına arma- ğan edilmiştir.

 

Kazdağı (Ayazma)

Bayramiç ilçesi, Evciler köyünden sonra 5 km. mesafededir. Kazdağı'na özgü uzun ağaçları, gürül gürül akan soğuk suları ve piknik yerleri ile ilimizin en güzel mesire yerlerinden birisidir. Kazdağı (Ayazma'da) her yıl Ağustos ayı içinde Geleneksel Kazdağı Güzellik Yarışması düzenlenmektedir.
Troya bölümünde geniş ayrıntıları ile incelediğimiz Antik Mitolojiye sahne olan Efsane Kazdağı ile ilgili güzel bir efsane anlatılır. Edremit'in Güre Köyü'nde Sarıkız adında çok güzel, iyi yürekli yardım sever bir kız yaşardı onu çekemeyenlerin iftiraları sonucu babası Sarıkız'ı 5-10 kazla birlikte Kazdağı'na bırakır. Uzun bir zaman sonra baba kızını göremeye gelir. Dağda abdest almak için kızından su ister. Sarıkız dağın tepesinden elini körfeze uzatarak tasını doldurunca kızının erdiğini anlar. Sırrı anlaşılınca Sarıkız oracıkta can verir. Buna çok üzülen babası da başka bir tepede can verir. Bu rivayete göre İda Dağı, Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, babasının öldüğü yer de Baba Dağı diye anılır.

 

 

Zeus Altarı

Küçükkuyu Beldemize bağlı, Adatepe köyünün üst tarafında bulunan ön tarafı diklemesine uçurum olan mağara Zeus'un mağarası olarak bilinmektedir. Eski taş duvarlarla örülen oda büyüklüğünde ve içinde kaynak su bulunan Zeus Altarının (Mağarası) yanında da Çanakkale Savaşı'na katılan Erdem Dede yatırı vardır.

 

Kenarları dört sıra duvar örülü mezarın dibindeki ağaçların dallarında rengarenk naylonlar, bezler bağlanak, sevgililerine kavuşmak isteyen gençlerin adakları. Binlerce yıl önce bu tepede tanrılara kurban kesilirmiş. Uğruna insanlar, çocuklar kesilen tanrıların savaştan ve felaketlerden koruduklarına inanılır- mış... Bugünde bezler bağlanıyor.. Demek ki insanlar yaşadıkça böyle tuhaf olaylar hep olacak... Ta ki insanlar gerçek yaratıcı zihniyetine ulaşıncaya kadar... Ağaç merdivenlerle çıkılan mezarın tepesinde 15 yıl önce taş merdiven yapılmış. Küçükkuyu' ya gelenler, mutlaka Zeus Altarına uğramadan, hatta oradaki ağaçlara renkli bezler bağlayarak adak adamadan geçemiyorlar.

 

 

Web master. Yusuf Behic  Dirican   Ó 2002

Güncelleme Tar.10.03.2003

Görüş ve önerilerinizi E-mail bildirebilirsiniz...