|
Çanakkalenin
Tarihi Yerleri |
|
|
|
|
|
|
|
Afrodit
Kaplıcası
Babakale Bigalı ve Nara
Kaleleri Dardanos
Tümülüsü Deniz Müzesi Gelibolu Kalesi
bugün yalnız bir Burç görülmektedir.
Gülpınar Ayvacık çevresinde
kalıntıları bulunan antik eserlerden İlyada
Destanı'nın birinci bölümünün geçtiği Apollon Smintheus
Tapınağı, Gülpınar Beldemizde bulunmaktadır.
Tapınak kalıntıları ve tapınaktan
çıkan eserler buradaki müzede sergilenmektedir.. Dev sütunların
parçaları nasıl birleştirilip üst üste getirildi? İnsan
aklı almıyor.. Ya onlara, kim ve nasıl bir güç kıydı
da yıktı... alınlardaki rölyeflerin parçalarını
görenin, lanetler yağdırası geliyor.. Yağmacı yunan
ordusu Troya savaşlarına giderken bölgedeki bütün yerleri
yağmalar.. buradaki kadın ve kızları kaçırır...
Kaçırılan kızların biride, Apollon Smintheus rahibi
Chrses'in kızı Chiyseis'dir. Bölgede bulunan müzede
Tapınağa ait rölyeflerde bu sahneleri görebilmek- teyiz... Kent
Rahibi kızını kurtarmak için yunan ordusu komutanı Agamemnon'a
çıkar, hediyeler verir, ama kızını geri alamaz... Rahip,
Tanrı Apollon'a yalvarır, öfkelenen Apollon Yunan
görebilmekteyiz...
Kent Rahibi
kızını kurtarmak için yunan ordusu komutanı Agamemnon'a
çıkar, hediyeler verir, ama kızını geri alamaz... Rahip,
Tanrı Apollon'a yalvarır, öfkelenen Apollon yunan ordusuna fareler
gönderir... başlayan veba salgınından yunan ordusu
kırılır...
Agamennon
Tanrı Apollon'a gelip yalvarır, gönlünü almak için kurbanlar keser,
Rahibin kızını geri alır. Ancak fareler ekinlere zarar
vermeğe başlar, Tanrı Apollon'a tekrar kurbanlar kesilir
fareleri def etmesi istenir... Tanrı Apollon da onları yok eder...
Bugün bu ünlü tapınakta Sayın Coşkun Özgünel tarafından
restorasyon çalışmaları yapılmaktadır.
Troya davet edilmeye... Davet edilmediğine çok kızan ve
şölen yerine gizlice gelen Erins, üzerinde "TANRIÇALARIN EN
GÜZELİNE" yazılı bir altın elmayı şölen
masanının üzerine geldiği gibi gizlice bırakır...
Bir anda şölene katılanlar arasında huzursuzluk
başlamıştır... Erins, adıyla mütenasip bir
olayı başlatmış ve nifat tohumlarını
saçmıştır.
habersiz sürülerini otlatmakta olan Paris'in
karşısına çıkan bu üç Tanrıça O'na içlerinden
hangisinin en güzel olduğunu sorarlar... Elmayı
Paris'e teslim ederler. Paris için gerçekten çok zor bir seçimdir bu.. Çünkü
üç Tanrıça da çok güzeldir... Paris kararsızlık içersinde iken
Tanrıçalar O'nu etkilemek için belki de tarihin ilk rüşvetini
teklif ederler... Gök Tanrıçası Hera, Paris'e kendisini
seçtiği takdirde Asya'nın en güçlü Krallığını
vaadeder.. Zeka Tanrıçası Athena ise O'nu dünyanın en bilge
kişisi yapacağını.. Ama Aşk Tanrıçası
Afrodit'in teklifi Paris için hepsinden daha cazibelidir... Afrodit O'na
dünyanın en güzel kadınını vaad eder... Ve Paris, dünyanın
en güzel kadınına sahip olabilme uğruna tercihi Aşk
Tanrıçası Afrodit için kullanarak, biraz evvel kendisine üç
Tanrıça tarafından teslim edilen Altın Elmayı Afrodit'e
verir...Hera ve Athena, Paris'in kendilerini seçmediğine çok
kızmışlardır ve Paris'in yanından
ayrılırken Ondan bunun intikamını çok acı
şekilde alacaklarına yemin ederler... Günler geçer aradan, önce
Paris asıl ailesinin yanına döner ve günlerden bir gün bir vesile
ile evine gittiği Sparta Kralı Menelaus'un genç ve güzel
karısı Helana (Güzel Helen)'ya aşık olur ve Aşk
tanrıçası Afrodit'in yardımı ile onu Troya'ya
kaçırır... Bunu üzerine menelaos'un kardeşi Agamemnon ordusu
ile birlikte Troya'ya saldırır... Ve işte Meşhur Troya
savaşları başlamıştır artık... Nifak
Tanrıçası Erins'in Pelion Dağında saçtığı
nifak tohumları yeşermiş ve Akha'lılarla Troyalılara
karşı karşıya getirmiştir. Tarihin en kanlı
savaşları cereyan etmeye başlamıştır
artık... |
|
Assos
235 metre yüksekliğindeki Andezit taşlardan
oluşan tepe üzerinde kurulan Assos Antik Kenti; Çin seddi kadar özenle
yapılmış, yer yer yüksekliği 20 metreye ulaşan 8
kule il 12 değişik kapının yer aldığı
yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrelenmiştir. Athena
Tapınağı, Gymnasium, Agora, Hamam ve Tiyatro'nun
bulunduğu şehir ile Antik Liman, Mendirek veAntrepo benzeri
yapılardan oluşan Assos'da 1881 - 1883 yılları
arasında ilk bilimsel kazılar J.T. Clarke ve F. Bacon'dan
oluşan Amerikan heyeti tarafından yapılmıştır.
Bu kazılarda çıkan eserlerin bir kısmı Louvre ve Boston Müzelerine götürülmüş olup, yurdumuzda kalanlarında
bir kısmı İstanbul Arkeoloji müzesinde
sergilenmektedir.İlk kazıdan itibaren uzun yıllar kendi
kaderine terk edilen Assos, 1980 yılında Restoratör Prof. Dr. Ümit
SERDAROĞLU'nun gayretleri ile yeniden bilimsel kazı
çalışmalarına sahne olmuştur. Bugün, kazılar
Sayın SERDAROĞLU'nun başkanlığındaki bir
kazı heyeti tarafından ciddiyetle yürütülmektedir. Hikaye bu ya;
Assos Kralı Hermias'ın kız kardeşi Pythias'ın
güzelliği dillere destandır...
Pythias'ı görenler O'nu bir daha akıllarından
çıkaramamaktadırlar. Ünlü düşünür Aristo, Hermias'ın okul
arkadaşıdır. Hermias, Aristo'yu Assos'a davet eder, bu davete
icabet eden Aristo da, yemekte Pythias'ı görür görmez aşık
olur ve yemekten içmekten kesilir, bunun üzerine Hermios, Assos'da bir
okulaçtığı takdirde kız kardeşini Aristo'ya
vereceğini vaadeder. Ve hikaye mutlu sonla biter, Aristo ile Pythias
evlenir ve Felsefe Okulu kurulur. M.Ö. 348 - 345 yılları
arasında Aristo burada Erdem'e Övgü isimli eserini hazırlar.Bugün
yöre de, gerek konaklama kapasitesinde ve gerekse ziyaretçi kapasitesinde gözle
görülür bir artış olmaktadır. Çimenlik Kalesi
kalesi 29x44 m. boyutlarıyla ve 22 m. yüksekliğiyle
kitlevi görünümdedir. İç kalenin duvarlarının
kalınlığı 7 m. civarın- dadır. Taş bir merdivenle kaleye girilir. Kale dört katlıdır.
İkinci katta, 5 m. çapında kubbeli 10 oda vardır. Kale
dışında 25 cm. çaplı uzun menzilli iki adet sahra topu
vardır. Tarihin- de daima büyük denizciler yetiştirmiş Türk
Milleti'nin müm- taz denizcilerinden birisi olan Piri Reis'in ünlü
kitabı Kitabı-ı Bahriye'sini yazdığı bu kale
bir zamanlar Kale-i Sultaniye olarak anılmıştır. Hasan-Mevsuf
Şehitliği Kilitbahir
Kalesi
diğer
taraftan geniş ve derin hendeklerle korunmaktadır. Kale, ilk olarak
18 Mart 1915 Deniz Zaferi'nin 68. yıldönümünde
ışıklandırılmış olup, o tarihten itibaren
sürekli olarak ışıklandırılmaktadır. Namık Kemal'in Mezarı
Mezarın
etrafında zincirlerle bağlı sekiz adet yuvarlak sütun, bir
dairenin üzerinde sıralanmıştır. Mermer sandukanın
fes, üzerinde ve yanlarında kabartma halinde geometrik motifler, önünde
ise mezar yazıtı yer almıştır. Mezar üzerinde eski
Türkçe ile "Elfatiha, Namık Kemal Bey merhumun kabridir. Veladeti
1256'da Tekirdağ'ında, vefatı 1306'da Sakız'da"
yazılıdır. (Bolayırda
oturan teyzeoğlu Süleyman & İbrahime sevgi ve selamlar, yaza
görüşmek dilegiyle.) Neandria Nusret Mayın Gemisi
Piri Reis Müzesi Sankrea Süleyman Paşa Türbesi Troya (Devamı) topraklarda M.Ö. 3000 yılından bu yana geçmişini
anılarını gözlerimizin önüne seren bir uygarlık
kalıntısı bulunmaktadır. Her geçen gün, yüz binlerce
insanın geçmişi tekrar yaşarcasına gezdiği Troya
şehrinin kalıntıları insana "Keşke Svhlieman
hazineleri bulmak uğruna burayı tahrip etmeseydi de siz Troya'nın
arkeolojik kalıntılarını daha iyi inceleyebilme
fırsatını bulabilseydiniz..." dercesine sessizce
ziyaretçilerini beklemektedir.
Blegen'in kazıları sonucu ortaya çıkartılan
Troya'nın stratigrafisine göre M.Ö. 3000 ile M.S. 400 yılları
arasında 9 değişik tabaka halinde yerleşme merkezlerinin
mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bu yerleşme merkezlerini
sıra ile inceleyecek olursak; Troya-I
(M.Ö. 3000-2500) Troya-II
(M.Ö. 2500-2000) Troya-III, Troya-IV ve
Troya-V (M.Ö. 2000-1900)
tabakadır. Burada Roma eserleri çok iyi
korunmuştur. Athena Mabedi'nin ve Tiyatro'nun
kalıntıları bulunmak- tadır. Son yıllarda Tubingen
Üniversitesinden Arkeoloji Prof. Sn. Manfred Korfmann tarafından yapılan
kazı ve restorasyon çalışmaları Troya' ya yepyeni bir
çehre kazandırmaktadır. |
|
Alexandreia-Troas
kentinde henüz arkeolojik kazı
yapılmamıştır. Antik Venedik şehrinin
sütunlarının yapıldığı önemli bir merkezin
kazılar sonucu aydınlığa çıkası
dileğimizdir. Bugün bile Antik Venedik kenti için yapılan
sütunları taş ocağında görmek mümkün. |
|
|
||||
|
Çanakkale Arkeoloji Müzesi |
||||
|
Arkeoloji müzesinin girişinde yer alan birinci salonda;
etnografik eserler, özgün Çanakkale seramikleri ile Helenistik ve Roma
çağlarına ait taş eserler sergilen- mektedir.
Dördüncü Salonda; M.Ö.
6.-2. yüzyıllar arasına tarihlenen ve Dardanos tümülüsünde bulunan
bronz, ahşap, seramik eserler ile altın takılar ziyaretçilere
sunulmaktadır. |
||||
|
|
||||
|
Hadımoğlu
Konağı |
||||
|
17. yüzyılda Konya'nın Hadim Kasabasında gelerek,
Bayramiç'e yerleşen Mustafa ve Ahmet isimli iki kardeş; burada
tabaklık yapmaya başlamışlardır. Kısa bir
sürede zengin olan kardeşler, zamanın Hükümetinden Bayramiç
Sancaktarlığını almışlardır.
Hadimoğlu Konağı, bu sancakta kardeşlerden kalan ve
günümüze kadar fazla tahrip olmadan gelebilen en güzel sivil mimarlık
örneklerinden biridir.
|
||||
|
|
||||
|
Kazdağı (Ayazma) |
||||
|
Bayramiç ilçesi, Evciler köyünden sonra 5 km. mesafededir.
Kazdağı'na özgü uzun ağaçları, gürül gürül akan
soğuk suları ve piknik yerleri ile ilimizin en güzel mesire
yerlerinden birisidir. Kazdağı (Ayazma'da) her yıl
Ağustos ayı içinde Geleneksel Kazdağı Güzellik
Yarışması düzenlenmektedir.
|
||||
|
|
||||
|
Zeus Altarı |
||||
|
Küçükkuyu
Beldemize bağlı, Adatepe köyünün üst tarafında bulunan ön tarafı
diklemesine uçurum olan mağara Zeus'un mağarası olarak
bilinmektedir. Eski taş duvarlarla örülen oda büyüklüğünde ve
içinde kaynak su bulunan Zeus Altarının (Mağarası)
yanında da Çanakkale Savaşı'na katılan Erdem Dede
yatırı vardır.
Kenarları
dört sıra duvar örülü mezarın dibindeki ağaçların
dallarında rengarenk naylonlar, bezler bağlanak, sevgililerine
kavuşmak isteyen gençlerin adakları. Binlerce yıl önce bu
tepede tanrılara kurban kesilirmiş. Uğruna insanlar, çocuklar
kesilen tanrıların savaştan ve felaketlerden
koruduklarına inanılır- mış... Bugünde
bezler bağlanıyor.. Demek ki insanlar yaşadıkça böyle
tuhaf olaylar hep olacak... Ta ki insanlar gerçek yaratıcı
zihniyetine ulaşıncaya kadar... Ağaç merdivenlerle
çıkılan mezarın tepesinde 15 yıl önce taş merdiven
yapılmış. Küçükkuyu' ya gelenler, mutlaka Zeus Altarına
uğramadan, hatta oradaki ağaçlara renkli bezler bağlayarak
adak adamadan geçemiyorlar.
|